T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2019/2-32
K. 2019/993
T. 3.10.2019
EVLİLİK BİRLİĞİNİN SARSILMASINA DAYALI BOŞANMA İSTEMİ ( Davalı Eşin Kusurlu Olup Olmadığı Hususunda Davalı Kadın Hakkında Davaya Konu Hakaret Sebebiyle Açılan Ceza Davasında Delil Yetersizliğinden Beraat Kararı Verildiği – Hâkimin Ceza Hâkimi Tarafından Verilen Beraat Kararıyla Bağlı Olmadığı/Bu Durumun Hukuk Hâkiminin Ceza Hukuku Kurallarıyla Bağlı Olmadığını Belirttiği )
AKRABALIK İLİŞKİSİNİN TANIKLIĞA ETKİSİ ( Tanığın Davada Yararı Bulunmak Gibi Tanıklığının Doğruluğu Konusunda Kuşkuyu Gerektiren Sebepler Varsa Bunu İki Taraftan Biri İddia ve İspat Edebileceği – Hâkim Delilleri Serbestçe Değerlendirme Yetkisine Sahip ise de Tanık Sözlerinin Doğru Olmasının Asıl Olduğu/Taraflarca Sunulan Delil Listesinde Yer Alan Tanıklarla Taraflar Arasındaki Akrabalık veya Diğer Bir Yakınlık Başlı Başına Tanık İfadelerinin Değerini Hükümden Düşürmeyeceği )
KADININ ERKEĞE HAKARET ETMESİ ( Özel Daire Bozma Kararında Davalı Kadının Eşine Hakaret Ettiğinin Kabul Edildiği – Tanıklarca İfade Edildiği Üzere Davalı Kadının Eşine Aynı Zamanda ‘’Bıktım Senden Senin Pisliklerini Temizlemekten‘’ ve ‘’ Bu Adamla Uğraşıyorum Altına Kaçırıyor ‘’ Dediği/Davalı Kadın Tarafından Özel Daire Bozma Kararında Yer Aldığı Üzere Davacı Erkeğe Hakaret Edildiği Sabit Olmakla Beraber Bu Vakıaya Yönelik Esas Alınan Tanık İfadelerinin Gerçeğe Aykırı Olduğu Konusunda da Ciddi ve İnandırıcı Delilin Bulunmadığı )
DİRENME KARARI ( Açıklanan Tüm Hususlar Doğrultusunda Hukuk Genel Kurulunca da Benimsenen Özel Daire Bozma Kararına Uyulmak Gerektiği – Önceki Kararda Direnilmesi Usul ve Yasaya Aykırı Olup Direnme Kararının Bozulması Gerektiği )
4721/m. 166, 184
6100/m. 255
ÖZET : Dava, evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı boşanma istemine ilişkindir. Davalı eşin kusurlu olup olmadığı hususunda; davalı kadın hakkında davaya konu hakaret sebebiyle açılan ceza davasında delil yetersizliğinden beraat kararı verilmiştir. Hâkim, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla bağlı değildir. Bu madde hukuk hâkiminin ceza hukuku kurallarıyla bağlı olmadığını hükme bağlamaktadır
Tanığın davada yararı bulunmak gibi tanıklığının doğruluğu konusunda kuşkuyu gerektiren sebepler varsa, bunu iki taraftan biri iddia ve ispat edebilir. Hâkim delilleri serbestçe değerlendirme yetkisine sahip ise de tanık sözlerinin doğru olması asıldır. Taraflarca sunulan delil listesinde yer alan tanıklarla taraflar arasındaki akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık ifadelerinin değerini hükümden düşürmez.
Özel Daire bozma kararında; dava dilekçesinde özellikle vurgulanan davalı kadının eşine yönelik ‘’ eski eşine geri dön de seni tekrar boynuzlasın” beyanına vurgu yapılmak suretiyle, davalı kadının eşine hakaret ettiği kabul edilmiştir. Tanıklarca da ifade edildiği üzere davalı kadının eşine aynı zamanda ‘’ bıktım senden, senin pisliklerini temizlemekten ‘’ ve tanıklara da ‘’ bu adamla uğraşıyorum, altına kaçırıyor ‘’ dediği de sabittir. Bu sebeplerle davalı kadın tarafından Özel Daire bozma kararında yer aldığı üzere davacı erkeğe hakaret edildiği sabit olmakla beraber bu vakıaya yönelik olarak esas alınan tanık ifadelerinin gerçeğe aykırı olduğu konusunda da ciddi ve inandırıcı delil, olay bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup direnme kararının bozulması gerekir.
DAVA : Taraflar arasındaki “boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Bodrum Aile Mahkemesince verilen 12.02.2016 tarih ve 2014/178 E., 2016/157 K. sayılı karar davacı erkeğin mirasçısı … vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.04.2017 tarih ve 2016/11279 E., 2017/4810 K. sayılı kararı ile;
“…Mahkemece; “davacı murisin 28.07.2011 tarihli duruşmada alınan beyanında davalıyla uzlaşma ihtimallerinin olduğunu belirttiği, tanıklardan… ve …’nın davacı murisin çocukları ve davayı takip eden mirasçılar oldukları, davada taraf sıfatlarının olması ve davalı kadınla aralarında görülen ceza davası sebebiyle yoğun bir husumet bulunması sebebiyle beyanlarının tarafsız olamayacağı, tanık…’ın da davalı kadınla aralarında görülen ceza davası sebebiyle husumetinin bulunduğu, beyanının ise tutarsız ve çelişkili olduğu, zaman belirtmediği, yapılan ceza yargılamasında davalının beraat ettiği, tanık …’nın anlatımlarının davadan sonra meydana gelen olaylara ilişkin olması sebebiyle dikkate alınamayacağı, dinlenen diğer tanık anlatımlarının tarafların arasında evlilik birliğinin davalıdan kaynaklanan sebeplerle çekilmez hal alarak kusurun davalıda olduğuna dair beyanlarının bulunmadığı, aksine davalının muris eşine karşı ilgili olduğu ve evliliğin devamı konusunda gerekli mücadeleyi verdiği” gerekçesiyle boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadının kusurunun olmadığının tespitine karar verilmiştir.
Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır (HMK m.255). Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamaz. Türk Borçlar Kanununun 74. maddesi gereğince, ceza mahkemelerinin beraat kararları hukuk hakimini bağlamaz.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davanın 21.07.2010 tarihinde açıldığı, davacı muris ile davalı kadının 2010 yılı Mayıs ayında fiilen ayrıldıkları, davadan önce yaşanan fiili ayrılık döneminde davalı kadının muris eşine ” eski eşine geri dön de seni tekrar boynuzlasın” şeklinde sözlerle hakaret ettiği, davacı murisin dava dilekçesinde açıkça dayandığı bu vakıanın murisin önceki evliliğinden olan oğlu tanık… ve işletme müdürü tanık…’ın beyanları ile doğrulandığı, bu fiil nedeniyle kadının yargılandığı ceza davasında delil yetersizliği sebebiyle beraat ettiği anlaşılmaktadır. Davacı tanıklarının gerçeğe aykırı beyanda bulunduklarına dair dosya içerisinde ciddi ve inandırıcı delil bulunmamaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre eşine hakaret eden davalı kadının boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu olduğunun tespitine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir…”
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve direnme kararının verildiği tarih itibariyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 26.09.2004 tarihli ve 5236 Sayılı Kanunla değişikliği öncesi hâliyle 438. maddesinin ikinci fıkrası gereğince, direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağından mirasçılar vekillerinin duruşma isteklerinin ayrı ayrı reddine karar verilip, dosyadaki belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü:
KARAR : Dava, evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı (TMK m. 166/1) boşanma istemine ilişkindir.
Davacı erkek vekili; tarafların evliliklerinin ikinci yılında anlaşamamaya başladıklarını ve davalının kusurlu davranışları sonucunda aralarında şiddetli geçimsizlik oluştuğunu, davalı eşin müvekkilinin şeref ve haysiyetine yönelik ağır derecede onur kırıcı davranışlarda bulunduğunu, kıskanç, aşırı fevri, saygısız tutum ve davranışlarının bulunduğunu, sadece eşine karşı değil müvekkilinin ilk evliliğinden olma çocukları Aslı ve …’e karşı da olumsuz davranışlar sergilediğini, müvekkilinin çocuklarına bağırıp hakaret ettiği gibi zaman zaman onların üstüne yürümekten dahi çekinmediğini, yaşlılığın yanında duygusal bir yapıya sahip olan müvekkilinin de karşı tarafın samimi olduğunu kabul ederek davalıyla evlendiğini, müvekkilinin bundan dolayı uzun yılların emeğiyle kazandığı mal varlığının önemli bir kısmını davalı eşinin üzerine geçirdiğini, davalının davacıyı otel personelinin ve müşterilerin yanında ve onların rahatsız olacağı şekilde “eski eşine geri dön de seni tekrar boynuzlasın” şeklinde sözler söyleyerek aşağıladığını belirterek tarafların boşanmalarına ve davacı lehine 100.000,00TL maddi ve 100.000,00TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı kadın vekili; davacının tüm iddialarının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin 1956 doğumlu İtalyan Lisesi ve Konservatuar mezunu olduğunu, ilk evliliğini davacı ile gerçekleştirdiğini, uzun yıllar İstanbul Üniversitesinde dekanlık bünyesinde çalıştığını, ayrıca ailesinden kalma ekmek fabrikasında bilfiil görev aldığını ve İstanbul Radyosunda çalıştığını, müvekkilinin davacı ile evlenmeden önce Yalıkavak Bedestende antika ve butik dükkanı, Bodrum merkezde evi ve babasından miras yolu ile gelen İstanbul, Eskişehir ve Ankara’da hisseli taşınmazları, nakit ve diğer değerli menkulleri ve emekli maaşının mevcut olduğunu, dava dilekçesinde izah olunan sebeplerle söz konusu evliliği gerçekleştirmediğini, eşinden kesinlikle boşanmak istemediğini, davacıya ameliyatları sonrası bizzat davalının baktığını ve davacının iyi ve kötü günlerinde hep yanında olduğunu, davacının çocuklarının etkisi altında kaldığını belirterek evlilik birliğinin bu duruma gelmesinde tam kusurlu olan davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine, tarafına ayda 5.000,00TL tedbir nafakasına ve 1.000.000,00TL maddi, 200.000,00TL manevi tazminata hükmolunmasını talep etmiştir.


